Forumsohbet.Com -  Üyelerinin buluştuğu forum platformudur.
Ana Sayfa - Forum Kuralları - Bize Yazin - Kayıt Olun
 

Go Back   Forumsohbet.Com - Üyelerinin buluştuğu forum platformudur. > •.•´¯`•.• Genel Kültür ve Sanat •.•´¯`•.• > islam & Din Kültürü > Dini Hikaye ve şiirler

Dini Hikaye ve şiirler Şiirler ve hikayelerimiz burda

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 28-03-11, 15:24   #1
ForumSohbet Üyesi
eRoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 18-12-10
Mesajlar: 1.011
Nereden:
Yaş:
Takım:
Meslek: öğrenci
Tecrübe Puanı: 5000
eRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond repute
Dursun Ali Erzincanlı Şiirleri 2

Kırk Yaşındasın
Rahmetini umarak
Günahkar bir dille;
Allah azze ve celle

Ya rasulallah,
Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.

İşte
Bir yaşındasın,
Beni sa’d yurdundasın
Sana süt anne olmadı kadınlar
Bu yüzden dargın bulutlar
Bir damla yağmur indirmiyor
Kıtlık hüküm sürüyor beni sa’d yurdunda
Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana aşık…

Ayrılmıyor başucundan
Ve insanlar yağmur duasında…
Hz.halime kucağına alıyor seni
Yeryüzünde bir gölgelik…seni güneşten korumak için
Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli…

Ve dua eden rahibin kucağındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
Ama sen unutmuyorsun
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
Büyüyor, büyüyor…
Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Çoğusu bilmiyor seni…

Altı yaşındasın
Medine-i münevvere yolundasın
Yanında aziz annen ve ümmü eymen
Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
Sonra yolda, ebva’da öksüzlük karşılıyor seni
Mekke’ye annesiz giriyorsun
Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
Ebu talip bir başka seviyor

Ya rasulallah
Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı ebva’ya
Kaç gece anne diye hıçkırdın
Efendim!
Senin yerine de anne dedik annemize
Senin yerine de baba dedik

Yirmi beş yaşındasın
Ve bambaşkasın
Kimse sana denk değil
Şefkat yayıyor kokun
Güven veriyor sesin
Sen muhammed-ül emin’ sin

Otuz üç yaşındasın
Dalga dalga rahmet var

Otuz beş yaşındasın
Hadi gel bekletme yar
İniltiler çalıyor kapısını göklerin
Hadi gel bekletme yar
Sinesi çatlayacak rasul bekleyenlerin…
Hadi gel ey yâr!
Nurdağına davet var

İşte
Kırk yaşındasın
Hira nur dağındasın
Cibril iniyor göklerden
Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ” ah! ” sın
Karanlık gecelerimize sabahsın
Sen nebiyullahsın
Sen habibullahsın
Sen rasulullahsın

Niye incittilerki seni sultanım
Niye işkence yaptılarki sana
Ebu talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar
Himayesiz kaldın diye mi

Kabe’deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne
” amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin ” diyişin
Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza
Başına pislikler saçılıyor
Başlar feda o mübarek başına

Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar
Biri koşuyor mekke sokaklarından sana doğru
Biri koşuyor ama sanki yere inmiş arş-ı Âla
” bu koşan kimdir ” diye bir soru dolaşıyor boşlukta
Bu koşan kim?
Ve cevap veriyor biri:

Muhammed’ in kızı fatımatüz-zehra
Velilerin anası…
Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
Sana yeryüzünde en çok benzeyen
Gülmesi sen, ağlaması sen
” ağlama kızım ” diyişin geliyor aklımıza

Niye çıkardılar ki yurdundan seni
Himayesiz kaldın diye mi
Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni
Seni yetim bulup barındıranı
Seni alemlere rahmet kılanı

Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun
Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun
“seni bizim elimizden kim kurtaracak” diyorlardı

Sen,
Sen ” allah! ” diyordun
Allah azze ve celle
Semayı haşyet kaplıyordu
Sen ” allah! ” diyordun
Arş-ı Âla titriyordu
Bedir’ de ” allah! ” diyordun
Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
Yüz yirmi beş bin sahabi :
” anam babam sana feda olsun ” diyordu

Ya rasulallah
Medine-i münevvere sokaklarında yürüyordun
Neccar oğulları’nın küçük kızları seni görünce
Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
” beni seviyor musunuz ” diye sormuştun onlara
” seni çok seviyoruz ya habiballah ” demişlerdi
Sen de:
” allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum” demiştin

Bu gün yaşayan gençler var
Neccar oğulları’nın kızları diğil belki
Ama seni onlar da çok seviyor
Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
Senden başka kimseleri yok
Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

Altmış üç yaşındasın
Refik-i Âla duasındasın
Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu
Kenarları beyazdı
Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın
Ve mübarek ellerini dizine vurarak :
” görüyor musunuz ne kadar güzel ” demiştin

Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti :
” anam babam sana feda olsun ya rasulallah, onu bana ver ”
Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile
İstendiğinde katiyyen ” hayır ” demediğini bile bile
” peki ” dedin o zata
Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin

Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
Aynı cübbeden yine yine diktiler
Ama giyinmek nasip olmadı
Haberler uçurmuştun ebu hureyre’ nin diliyle :
” benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne evladımız olsaydı diyecekler ”
Ve hz. enes ile paylaşmıştın özlemini
” beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim”

Sultanım!
Ey medine minberinde ” ümmeti, ümmeti ” diye hüznü giyen sevgili
Ey mekke mihrabında alemler hesabına ” allah! ” diyen sevgili
Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey’ at ettik
Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
Duyduk, itaat ettik

Ya rasulallah
Sen hâlâ kırk yaşındasın
Ve hâlâ ümmetinin başındasın..


_________________________________________________________________________________________________
YAŞAM CESURLARI SEVER...
eRoS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Paylas Alıntı ile Cevapla
Alt 28-03-11, 15:27   #2
ForumSohbet Üyesi
eRoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 18-12-10
Mesajlar: 1.011
Nereden:
Yaş:
Takım:
Meslek: öğrenci
Tecrübe Puanı: 5000
eRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Dursun Ali Erzincanlı Şiirleri 2

Ummanında Kaybolduğum Nursun
Umma nında Kaybolduğum NURSUN.
Mecnun un Leyla da aradığı, yandığı,
Çöllerde kana kana yudumladığı Senin sevgindi.
Annesiz bir çocuğun Anne diye uzandığı,
Babasız gecelerde Baba diye andığı Sensin.
Soğuk ve insaf bilmez yanlızlıklarda hangi hasta vardır;
Gözyaşı döksün de o yaşlar senin avucuna damlamasın?
Hangi masum,hangi mazlum vardır ki ?
O merhamet deryası yüreğini sığınak yapmasın....
Ey Sultan-ı Levlâk! Kardanadamıyla güneşe çalım satan
Bir çocuğa bakar gibi baktın bize.
Sağnak yağmur altında ateş yakan bir yolcuyu
İzler gibi izledin.Bilmiyorlar Allah ım dedin;
Bilselerdi yapmazlardı...
Herşeyin önü O ndan sonu O na;
Varlıklar adedince Selam Sana, Sâlât Sana....
Ummanında Kaybolduğum Nursun.
Her akşam gurûbla ayrılan heyecanın kucağında görünensin.
Bırak 42 ndi yağmurları saçlarında gezinsin.
Sensizlikten yorgun düşmüş bakışları avuçlayıp
Semaya ser ve öylece kal.
Sığındığın Rahman ın Sırdaşı Olarak.
Ben geçici hazların sardığı bedenimde
O beden tabutunun en derininde
Nefsimin esiriyim.Ama SEN :
Ummanında Kaybolduğum Nursun
Azaba ramak kalmış şu dakikalarda
Beni Hayalinle korursun.
Aranan yine SENSİN Saikalarda,
Kutsî perdelerin kalktığı anlarda,Özlemimsin SEN.
Ummanında Kaybolduğum Nursun.
Gölgen vurur düşlerimin yazgısına.
Ben O Nurla Kutsîliği tadarım.
Yüzümde meltemlerden arda kalan serinlik,
Muhabbet; sabahlayan hislerimin en ücra köşesinde
Düşmanım benlik; yalnızca bir benlik.
Yoluma set çeken ve SENİNLE kaybolan basitlik.
Düşündüğünü zincire vuran benim.
Şafakla kaybolan benim.
Ve ellerim SANA uzanır
Ey Sultan-ı levlâk!
Düşmanını elleriyle besleyen bir insana bakar gibi baktın bize,
İlâcını ateşe atan bir hastayı izler gibi izledin.
Bilmiyorlar Allah ım dedin,bilselerdi yapmazlardı.
Herşeyin önü O ndan sonu O na...
Varlıklar adedince selam SANA, sâlât SANA:

SEN İÇİMDE YANAN TATLI BİR KORSUN,
VE SEN UMMANINDA KAYBOLDUĞUM NURSUN...

_________________________________________________________________________________________________
YAŞAM CESURLARI SEVER...
eRoS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Paylas Alıntı ile Cevapla
Alt 28-03-11, 15:28   #3
ForumSohbet Üyesi
eRoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 18-12-10
Mesajlar: 1.011
Nereden:
Yaş:
Takım:
Meslek: öğrenci
Tecrübe Puanı: 5000
eRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Dursun Ali Erzincanlı Şiirleri 2

Bedir
Hazırlanın uzunca bir yolculuk var şimdi.
Asr-ı saadete Cezîretül araba gidiyoruz.
Bismillah diyin
Bedir’e öyle girin
Gökte melekler, yerde siz
Ve bekleyin sessiz...
Gelince
İyi bakın onlara;
Hem kendi zamanlarının
Hem tüm zamanların en cesur yiğitleridir onlar
Gökte yıldız; yerde arslandır onlar
Yüz yirmi beş bin beden
Ama bir tek ruh,
Muhammedî ruhtur onlar


Aslanlar çıkmıştır Medine’den
Şimdi yoldadır Bedrin Arslanları
İşte bakın şu Hz.Umeyr
Aslan yavrusu.
Yaşı küçük diye geri çevirecek rasulullah
Ama öyle ağlıyor ki umeyr izin veriyor nebi
Ey sad bin ebi vakkas!
Sen bağla kardeşin Umeyr’in kılıcını
Boyu kısa bağlayamıyor.

Hz.Hamza’nın belinde iki kılıç duruyor.
Attığı her adım bir kalbi durduruyor.
Ey Hamza
Gördüğün hiçbir şeyden korkmazsın bu doğru
Ama heybetini gizli tut
Yürüyüşün ölümü korkutuyor.

Dinleyin Âlemlerin sultânını
O konuşunca rüzgar bile susuyor;
“Ey ashap! Hazır mısınız?”
Sad bin muaz ayakta:
“Ya Rasulallah!” diyor
“Seni hak dinle gönderen Allah’a andolsun ki,
Sen bize şu denizi gösterip dalarsan,
Biz de seninle birlikte dalarız.
Allah’ın bereketiyle yürüt bizi!”
Tebessüm buyuruyor Habîb-i Zîşan!
O, gülünce suya kanıyor susamışlar.
Güller açıyor yüreklerde.
Kederler unutuluyor.
O gülünce, cennetler yaratılıyor.
Gülüyor nebi ve yürüyorlar!
Mekke’de çekilen acılar dinmiş
Yürüyorlar!
Sanki yıldızlar yere inmiş.
Önlerinde Kâinatın Güneşi

İşte Hz.Ömer ve Hz. Ali
Biri Hattaboğlu!
Biri Haydâr-ı Kerrar!
Ve kolkola
Ölümün ağzına giriyorlar!


Bedir’de baba oğul,
Bedir’de kardeş kardeşe...
Mekke müşrikleri Üç yiğit istiyorlar önce
Üç yiğit gösterin aranızdan bize.
Melekler Alemlerin sultanına bakıyor
Kimi işaret edecek Sultan-ı Rasul.
Çünkü o işaret edince ay ikiye bölünüyor.
Acaba mübarek elleri kime uzanacak;

“Kalk ya Ubeyde! Kalk ya Hamza! Kalk ya Ali!”
Gördünüz mü yiğitleri!
Hamza’yı gördünüz mü?
Nasıl da salına salına gidiyor.
Ya Ali?
Sanki gökten iniyor, velilerin babası!
Ubeyde ayağından yara alıyor
Efendisine gidiyor hemen
“Ya Rasulallah, ben şehit miyim?” diyor
“Evet sen şehitsin”


Ve dua ediyor efendiler efendisi;
Rabbi Rahimine uzatıyor ellerini

“Allah’ım bana yaptığın va’dini yerine getir.
Allahım bu bir avuç insanı helak edersen,
Artık sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmaz.

Bir fırtına kopuyor Bedir’de...
Hz.Mikail’in komutasında bin melek Rasulullah’ın Sağında!
Bir fırtına kopuyor Bedir’de
Hz. İsrafil’in komutasında bin melek Rasulullah’ın solunda
Ve bir firtina daha!
Hz. Cebrail,
Bin melekle Rasulullah’ın önünde
Üç bin melek alaca atlarla.

Ey Ebu Cehil!
Ne oldu?
Düğüne gider gibi çıkmıştın Mekke’den
Bedir’e çalgılarla, güle oynaya gelmiştin.
Sen Allah’ın Rasulünü
Ve O’na sevda çekenleri
Sahipsiz mi sanmıştın?


Dönüyorlar Bedir’den.
Esirler arasında Peygamber amcası Hz.Abbas!
Vakit gece...
Esirlerin elleri bağlı
Abbasın elleri sıkıca bağlı
Bir inilti yayılıyor geceye.
Uyuyamıyor rahmet peygamberi...
Ya rasulallah niçin uyumuyorsunuz?” diyor sahabiler.
“Amcamın iniltisi uyutmuyor beni”
ve hemen Ashâb-ı Güzin
Çözüyor peygamber amcasının ellerini.
Rasulullah öğrenince durumu emir veriyor:
“Tüm esirlerin çözün ellerini!”

Dönüyorlar Bedir’den,
Esirler arasında Peygamber damadı var.
Fidye karşılığı serbest kalacak.
Allah rasulüne bir gerdenlık uzatılıyor
Kızınız Hz.Zeynep göndermiş,
Beyinin fidyesi olarak...
Şefkat peygamberinin gözleri doluyor.
Çünkü bu gerdanlık,
Kızının düğününde Hz.Hatice’nin taktığı kendi gerdanlığıdır.
Yaşlı gözlerle konuşuyor nebi;
“ O’nu salıverseniz, gerdanlığı da zeynep’e gönderseniz olur mu?
“Olur Ya rasulallah sen üzülme!
Sen bize canlarımızdan daha azizsin!
Buyur, canımız feda sana yeter ki sen üzülme!”

Dönüyorlar Bedir’den
Sevgilileri dua ediyor
Peygamber duasıyla dönüyorlar;
“Kuluna yardım eden, dinini üstün tutan Allah’a hamdolsun.”
Hamdolsun Âlemlerin Rabbi’ne
Hamdolsun Âlemlerin Sahibi’ne...


_________________________________________________________________________________________________
YAŞAM CESURLARI SEVER...
eRoS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Paylas Alıntı ile Cevapla
Alt 28-03-11, 15:28   #4
ForumSohbet Üyesi
eRoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 18-12-10
Mesajlar: 1.011
Nereden:
Yaş:
Takım:
Meslek: öğrenci
Tecrübe Puanı: 5000
eRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Dursun Ali Erzincanlı Şiirleri 2

Elli İki Gün
Alemlerin Rabbi olan Allah
Bir peygamber gönderecekse eğer
yıldızlarla duyurdu bu haberi
Kamer menzillerinde üç yıldız doğar
Üç yıldız kainatı bu haberle müjdeler
Şimdi son kez doğacak yıldızlar ..
Müjde üstüne müjde, nur üstüne nur gibi...
Şimdi son kez müjdeleyecek
o son aziz peygamberi ..

Elli iki gün..
Hanei saadette hüzün ve sevinç içice ..
Tesellisini bekliyor annelerin annesi
Eşini kaybetmiş hazin bakışlarıyla incisini bekliyor..
Belki o minik kalp atışlarını duyuyor,
Belki gözyaşı döküyor babasız dünyaya geleceğin..
Ama taşıdığı rahmetin farkındadır Hz Amine..

Tam elli iki gün
Ve yıldızların da ötesinde hazırlıklar...
Kuşlar bakışları ile mesafeler aşıyor..
Kuşlar dünyadan çok uzakta ama hızla dünyaya yaklaşmakta..

Tam elli iki gün var..

Mekkeyi mükerremede bir felaket haberi
Yemen valisi Ebrehe Kabe’ye saldıracak !..
Abdulmuttalibin alınan iki yüz devesi..
Mekke reisi develerini istiyor ..
"Kabe’nin sahibi Kabe’yi korur "

Ebrehe öfkeli:

“Onu bana karşı kimse koruyamaz diyor”
Kureyş’in ulusu son sözünü söylüyor ;
"Ben ona karışmam.... İşte sen işte o.. "

Elli iki gün var ..
Mekke halkı tepelere yürüyor, dağ başlarına..
Mekke boşaltılıyor..Harem-i şerif mahzun,
Abdulmuttalib mahzun ,Kureyş’in ulusu Kabe’nin halkasına tutunur ..

"İlahi dokunulmazlığı tehlikeye düşmüş olanları koru
Kabe’yi ve Kabe halkını koru ! "
Ve ardından o da yürür dağlara ..
Bir tek örtüsü kalır Kabe’nin ..Yemen alacası bir örtü ..
Hane-i saadet yalnız ,
Makam-ı İbrahim yalnız,
Hicri İsmail,Hacerul Esved Ve Kabe-i muazzama yapayalnız..
Ve kuşlar ...ayak yapılarından belli ki sadece uçmak için yaratılmışlar!!
Bir yere kesinlikle konmayacaklar !!!
Kuşlar hızla dünya semasına yaklaşmakta !!!

Elli iki gün !!!

Muhassab vadisinde Ebrehe’nin ordusu..
En önde devasa bir fil ...Ardında altmış bin sefil...
Kabe’yi yıkmak için harekete geçiyor..
Daha adımını atmadan fil Ebrehe’nin yol göstericisi Tufeyl yaklaşıp kulağına bir şey Fısıldıyor:
“Mamud sağ ve selametle geldiğin yere dön”
"Çünkü sen Allah’ın dokunulmaz kıldığı memlekettesin !"
Ve Tufeyl’de çekilir dağlara.. Ve fil dizlerinin üstüne çöker ..
Orduda bir kargaşa, ne oldu bu file !!

Yönü başka tarafa çevrilince koşuyor hem de delice bir süratle..
Ama Kabe’ye doğru döndürülünce yüzü, kapanıyor dizlerinin üstüne
Ucu sivri demirler sokuluyor ..Mamud kalksın ve yürüsün diye ..Ama nafile ..

Tam o esnada gökyüzünde Yemen tarafında bir karartı ..
Kaplara bir bulut gibi deniz üzerinden git gide yaklaşan ..
Yaklaştıkça netleşen bir karartı ..
Ve dehşetle açılan gözler ve sapsarı kesilen yüzler..
Bir ses “dayanabilecekseniz bakın!!!” diyor .
Çünkü gökten Ebabiller yağıyor
Yeryüzünde hiç görülmemiş kuşlar
İrili ufaklı ,bölük bölük, fırka fırka, birbiri ardınca
Başları vahşi hayvanların başı gibi
Gagalarında ve ayaklarında taşlar pişirilmiş çamurdan
Kanatları benek benek kar beyazı o ilahi nurdan
Ve alınlarında bir yazı “ El –Kahhar” !
Belli ki azap için yaratılmışlar
İşte başlıyor azap!!
Ebreheyle altmış bin kişilik ordusu ve sicim gibi yağan taşlar...
Taşlanmış yürekleri söküp çıkaran taşlar!

Elli iki gün var..
Kabe yalnız değil, Kabe sahipsiz değil ! Ve haykırıyor Kabe;
"Hani nerde ordunuz, hani gururlanıyordunuz, hani nerde kaçış yurdunuz
Hem nereye kaçıyorsunuz "
Takip eden ALLAH!!! nereye kaçacaksınız? takip eden ALLAH !
"Bugün fil ordusundan bu azabı tatmayan hiç kimse kalmayacak "
Ebrehe mağlup ....galib olan ALLAH
Biliniz ki sonunuz alevli bir ahdır
İntikam alanların en hayırlısı ALLAH ‘tır.

Ya Rabbi bugün ve bugünden sonra eğer bir Ebrehe ruhu ..
Toplayıp ordusunu yürürse haremine ...
Ne olur Ebabillerini gönderme
Muhammedi muhabbetle dolu bir tek kalpte duruncuya dek ..
Gönderme azap kuşlarını ...
O gün dağlara çekilen halk nasıl korku içinde izlediyse onları ..
Bugün Ebabiller izlesin bizi... Ve yeryüzü duysun sesimizi ..
Kabe’yi muazzamanın koruyucusu biziz
Çünkü biz ümmeti Muhammediz !

Ebabiller uzaklaşırken Mekke’den Kabe’yi muazzama gönüller sultanını bekliyor
Anneler annesi gülünü bekliyor
Tam elli iki gün var...


_________________________________________________________________________________________________
YAŞAM CESURLARI SEVER...
eRoS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Paylas Alıntı ile Cevapla
Alt 28-03-11, 15:29   #5
ForumSohbet Üyesi
eRoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 18-12-10
Mesajlar: 1.011
Nereden:
Yaş:
Takım:
Meslek: öğrenci
Tecrübe Puanı: 5000
eRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Dursun Ali Erzincanlı Şiirleri 2

Tercih Senin
Yurdum senin dağlarında, dağlarında hatıram var
Senden bana, benden sana aramızda bir sitem var
Elleri aldın koynuna, beni bıraktın
Bir ben kaldım, bir ben kaldım sürgünlerde...

Ben sana dağlarımın kokusuyla gelmiştim
Ben seni dağlarımın kokusuyla sevmiştim
Bırakıp gitmemeyi, terketmemeyi, beklemeyi
Öğrendiğim dağlarımın kokusuyla...
Sen büyük şehrin insanıydın
Hayatın büyüktü, hayallerin büyüktü
Büyük ve süslü sözler duymak istiyordun
Büyük ve süslü sözler söylemeliydim sana
Seni kaybetmemek için...
Seni kaybetmemek için geçmişimi gizlemeliydim
Duymak istediklerini söylemeliydim sana
Duymanı istediklerimi değil...
Yüreğinde şekillendirdiğin insanı oynamalıydım sana
Kendimi değil...
Sen şirin bir kanarya sevmek istedin
Oysa şahini tanıdım dağlarda
Şahinle yaşadım, şehince yaşadım
Ama kanaryayı oynamalıydım sana
Seni kaybetmemek için...
Sen kanarya taklidinden hep nefret ettin
Sen şahini hiç tanımadın...
Bunları sana anltamazdım şehir gülü
Çünkü sen büyük şehrin insanıydın
Büyük sözler duymalıydın...

Ben sana dağlarımın kokusuyla gelmiştim
Ben seni dağlarımın kokusuyla sevmiştim...
Yüreğimde bir çobanın suskunluğu, suskunluğu var
Yüreğimde bir çobanın suskunluğu, suskunluğu var...

Dağlarımı sev
Dağlarımı sev
Dağlarımı sev
Yalvarırım sev...

Hatırlarsın bir kelime oyunumuz vardı
Sen kelimeyi söylerdin, bense tarif ederdim
Heyecan demiştin, mevsim ilkbahardı
Bense gözlerine bakıp heyecan ı tarif etmiştim sana
İsmini duyunca kalbimdeki çarpıntı demiştim
Bu doğruydu şehir gülü,
Ama dilimin ucuna kadar gelip
Dudaklarımı zorlayan, fakat kelimelere dönüşemeyen,
İçime hapsettiğim tariflerim vardı...
Bizim eve büyük şehirden misafir gelince
Herkes en güzel elbisesini giyerdi
Biz çocuklar kapının yanıbaşında dizüstü çöküp
Hayranlıkla onları seyrederdik...
Ben heyecanı babamın alnında biriken teriyle
Bardağa uzanan elinin titremesiyle tanıdım
Annemin kendi yöresine ait konuşma şeklinden utandığı
Ama onlar gibi de konuşamadığı için
Suskunluğu tercih edişiyle tanıdım...
Bunları sana yine anlatamazdım şehir gülü...

Kaç gecedir dağları görüyorum rüyamda
Kaç gecedir babamı görüyorum..
Şimdi tercih senin şehir gülü
İster kanaryayı sev, ister şahini
Ama şahini seveceksen önce dağlarını sev, dağlarını sev...

Ben sana dağlarımın kokusuyla gelmiştim
Ben seni dağlarımın kokusuyla sevmiştim
Yüreğimde bir çobanın suskunluğu, suskunluğu var
Yüreğimde bir çobanın suskunluğu, suskunluğu var...

Dağlarımı sev
Dağlarımı sev
Dağlarımı sev
Yalvarırım sev...


_________________________________________________________________________________________________
YAŞAM CESURLARI SEVER...
eRoS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Paylas Alıntı ile Cevapla
Alt 28-03-11, 15:30   #6
ForumSohbet Üyesi
eRoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 18-12-10
Mesajlar: 1.011
Nereden:
Yaş:
Takım:
Meslek: öğrenci
Tecrübe Puanı: 5000
eRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Dursun Ali Erzincanlı Şiirleri 2

Şemail
Ne uzun ne kısa kararında boy
Soyu İbrahim’den ne asil bir soy
Saçları hoş siyah dalgalı bir koy
Kemâlini giydir beni benden soy
Âlemlere rahmet yüzünü göster
Bu kul varlığından soyunmak ister

Güneş pervânesi o güzel yüzün
Nurundan ışığı vardır gündüzün
Solmaz bir gül rengin ne kış ne güzün
Tecelli ediyor yüzünde özün
Hasretim, yanarım, yüzünü göster
Kölen bu devletle avunmak ister

Simsiyah gözlerin âhû misâli
Dâim Hakk’a bakar her an visâlin
Beyazı ölçüsü gözde kemâlin
Kaşların sûreti gökde hilâlin,
Râzıyım rûyada yüzünü göster
Âşık maşukuna can sunmak ister

Bir tutam sakalın birkaçı beyaz
Mübarek vücudun serin kış ve yaz
Cânımı yoluna kurban etsem az
Dostlar defterine köleni de yaz
Açıver kapını yüzünü göster
Gönül hasretinden yakınmak ister

Duyular mükemmel, dişleri inci
Kokusuna tutkun, yaşlısı genci
Yürürken koşmadan olur birinci
Kapına gelmiş bir garip dilenci
Açıver ne olur yüzünü göster
Garip ayağına kapanmak ister

Yukarıdan aşağı heybetle iniş
Yürüyüşünde var hep bu görünüş
Âdetin baktığın tarafa dönüş
Bize nasip olsun hayırlı bir düş
Kerem et ne olur yüzünü göster
Kim böyle bir düşten uyanmak ister

Seni ilk görenler korku çekermiş
Sonra ülfet eder hemen severmiş
Benzerini asla görmedim dermiş
Erenler yolunda giderek ermiş
Benzeri bulunmaz yüzünü göster
Gönüller nurunla yıkanmak ister

Zâtının nûrundan vermiş sana can
Hilkate ruhunla başlamış Rahman
Yûsuf’ta yok sende olan hüsnü an
Ahlâkındır Senin, mûcize Kur’an,
Alemlere Rahmet, cemâlin göster
Kölen rahmetine sığınmak ister

Ümmetin üstüne titreyen sensin
Müjdeci, uyaran, gel diyen sensin
Kulunu Allah’a sevdiren sensin
Gecemi gündüze çeviren sensin
Ey Hakk’ın şâhidi yüzünü göster
Kul şehâdetinle tanınmak ister

Hakk’ın halilisin, habibi sensin
Gönüllerin eşsiz tabibi sensin
En güzel hutbenin hâtibi sensin
Ümmetin en büyük nasibi sensin
Aşkımın Leylası yüzünü göster
Gönül seni gözden sakınmak ister

En güzel, en üstün ahlak senindir
Cömertlikte kemâl el-hâk senindir
Şefaatte en son durak senindir
Miraç senin, Refref, Burak senindir
Sen gördün, bize de cemâlin göster
Pervâne şem’ine hep yanmak ister...

_________________________________________________________________________________________________
YAŞAM CESURLARI SEVER...
eRoS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Paylas Alıntı ile Cevapla
Alt 28-03-11, 15:32   #7
ForumSohbet Üyesi
eRoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 18-12-10
Mesajlar: 1.011
Nereden:
Yaş:
Takım:
Meslek: öğrenci
Tecrübe Puanı: 5000
eRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Dursun Ali Erzincanlı Şiirleri 2

Sözün Acıydı

Sözün acıydı, yolun dolambaçlı...
Yedi uzun yıl geçerek
Yedi yıl dolaştın durdun...

İçimden bir his şöyle diyor:
Ayrıl arkadaşlarından istasyonda
Sabahleyin git kente
İliklenmiş ceketinle
Bir dam ara
Ve bir arkadaşın çalarsa kapını
Aç! Haaa...Açma...
Yine de ört hislerini

Rastlarsan ana babana
İstanbul da ya da başka bir yerde
Yürü git yabancı gibi
Yok ol köşede
Tanıma!
Sana armağanları olan şapkayla gizle yüzünü
Göster! Aaah! Gösterme, gösterme yüzünü
Yine de gizle, ört hislerini

İşte burada ye şu eti, çekinme
Git rastgele bir eve yağmur yağınca
Otur bir sandalyeye
Ama çok kalma
Şapkanı da unutma
Söylüyorum sana
Ört hislerini

Ne söylediysen bir daha söyleme
Düşüncelerini bir başkasında bulursan tanıma
Kimseye imzanı ya da resmini vermemişsen
Kimsenin yanında bullunmamış ve kimseyle konuşmamışsan
Nasıl yakalayabişlirler seni
Ört hislerini...

Dikkat! Ölümü düşündüğünde
Mezar taşın olmasın yattığın yeri belirten
Üzerinde bir yazıyla seni eleveren
Ölüm tarihiyle seni açığa çıkaran
Bir kez daha, son bir kez daha
Ört hislerini...

Sevdiğim söylüyor bensiz olamayacağını
Bu yüzden kendime dikkat ediyorum
Yolda yürürken önüme bakıyorum
Ve korkuyorum her yağmur damlasından
Sanki beni ezeceklermiş gibi...

Sen yine de bana bakma
Ne giydiğini yaz bana
Sıcak tutuyor mu?
Uyuduğun yeri yaz bana
Yumuşak mı?
Nasıl göründüğünü yaz bana
Yüzün aynı mı?
Sorulardır sana bütün verebildiğim
Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim
Yorgunsan uzatamam elimi
Ya da açsan besleyemem
Sanki bu dünyada hiç yokmuşum
Unutmuşum gibi seni...

Sözün acıydı, yolun dolambaçlı...
Yedi uzun yıl geçerek
Yedi yıl dolaştın durdun...

_________________________________________________________________________________________________
YAŞAM CESURLARI SEVER...
eRoS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Paylas Alıntı ile Cevapla
Alt 28-03-11, 15:33   #8
ForumSohbet Üyesi
eRoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 18-12-10
Mesajlar: 1.011
Nereden:
Yaş:
Takım:
Meslek: öğrenci
Tecrübe Puanı: 5000
eRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond reputeeRoS has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Dursun Ali Erzincanlı Şiirleri 2

Efendim
Hasret sana bu gözler
Gönlüm yolunu gözler
Huzura ersem birkez
Bahara döner yüzler
Perse payine başın
Hep çağlasa gözyaşın
Sen sen diyip ağlasan
Kalkar bütün pürüzler

Köyünün pembe rengi
Bulunmaz asla dengi
Temizlenip giderler
Günahla gelen yüzler
Gelenler erer nura
Her birbir surura
Rahmet yağar her yana
Kalıp mahrum gözsüzler

Toprağından tozundan
O mübarek izinden
Zulmetli dünyalara
Akar gelir gündüzler
Ölgün ne desem sana
Methin düşmezdi bana
Birşey diyeyim dedim
Vefa etmedi sözler
O derin şefkatinden
Çok engin himmetinden
Dönüp bir teveccüh kıl
Ruhum lütfunu özler
Dönüp bir teveccüh kıl
Ruhum lütfunu özler


_________________________________________________________________________________________________
YAŞAM CESURLARI SEVER...
eRoS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Paylas Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ali, dini şiirler, dursun, erzincanlı, kırk yaşındasın, şiirleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dursun Ali Erzincanlı Şiirleri eRoS Dini Hikaye ve şiirler 17 28-03-11 15:40
Aşk ŞiirLeri aRDa Sizin Şiirleriniz 0 06-03-11 15:17
Brastikli İbrahim Sevindik Şiirleri Deniz Sizin Şiirleriniz 2 27-01-11 09:07
Dursun Çiçek tutuklandı Haberci Güncel Haberler 0 30-04-10 18:07
Dursun Çiçek adliyede Haberci Güncel Haberler 0 30-04-10 14:46



Yıl olmuş 2019; Geriye kim kaldı ? Bi KaraKartaL, bi Siyahbeyaz, bi KaRaNTiNa bi de Burak.. [Forum Sohbet]

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince sitemizde telif hakkı bulunan mp3,video v.b. eserlerin paylaşımı yasaktır. Yasal işlem olması halinde paylaşan kişi yada kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.Şikayetlerinizi sikayet@forumsohbet.com adresine yollarsanız, gerekli işlemler yapılacaktır.

Burun Estetiği Kadınca Konular
Powered by vBulletin® Version 3.8.4 .
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.