Kanada'da yapılan araştırmaya göre, 3 yaşında daha fazla ultra işlenmiş gıda tüketen çocuklarda 5 yaşına geldiklerinde kaygı, saldırganlık ve davranış sorunları görülme riski artıyor. Uzmanlar, bu gıdaların azaltılmasının olumlu sonuçlar doğuracağını belirtiyor.
Takibe alınan 2 bin 77 çocuğun 3 yaşındayken sahip olduğu beslenme alışkanlıkları, endişe verici bir tablo çiziyor. İncelemelere göre, çocukların günlük kalori ihtiyaçlarının ortalama yüzde 45,5'i ultra işlenmiş ürünlerden sağlanıyor. En az işlem görmüş doğal gıdaların oranı ise ancak yüzde 37,9 seviyesinde ölçüldü.
Bilim insanları, bu dengesizliğin çocuk gelişimi adına ciddi bir halk sağlığı tehdidi olduğuna dikkat çekiyor. Araştırma ekibi, 3 yaş grubundaki çocukların diyet programlarını inceledikten iki yıl sonra, Çocuk Davranış Kontrol Listesi (CBCL) yöntemiyle gelişim basamaklarını analiz etti. Ultra işlenmiş ürünlerden sağlanan enerjideki her yüzde 10 oranındaki artışın beraberinde getirdiği problemler şu şekilde listelendi:
İçsel Sorunlar: Korku, yoğun kaygı ve içine kapanma hallerinde belirgin artış.
Dışa Dönük Tepkiler: Hiperaktivite ve saldırganlık gibi kontrolsüz eylemlerin çoğalması.
Genel Etkiler: Sosyal uyumda zorlanma ve genel davranış problemlerinde yükseliş.
Bu negatif tablonun; ailenin gelir seviyesi, anne eğitim düzeyi, emzirme süresi, çocuğun kilosu veya hareketliliği gibi dış etkenler hesaba katılarak filtrelendiğinde bile varlığını sürdürdüğü ifade edildi.
Çalışmanın umut verici kısmı ise beslenme alışkanlıklarındaki ufak dokunuşların yarattığı fark oldu. Uzmanların oluşturduğu "yer değiştirme modeli"ne göre; çocukların aldığı kalorinin sadece yüzde 10'luk bölümü ultra işlenmiş gıdalar yerine doğal gıdalara kaydırıldığında içe kapanma, saldırganlık ve kaygı gibi problemler azalıyor, genel psikososyal gelişim pozitif yönde destekleniyor.
Analizler sonucunda, özellikle şeker ilaveli suni içecekler, endüstriyel kahvaltılık tahıllar, paketli ekmekler ve hazır yemeklerin çocuklardaki ruhsal dalgalanmalarla doğrudan bağlantılı olduğu saptandı. Bilim insanlarına göre bu gıdaların zararı sadece yoğun tuz, şeker ve doymuş yağ barındırmalarından kaynaklanmıyor. Arka planda işleyen diğer tahrip edici unsurlar şunlar:
Bağırsak florasındaki (mikrobiyota) yapısal bozulmalar.
Vücutta süregelen düşük dereceli kronik iltihaplanmalar (inflamasyon).
Zihinsel gelişimi sağlayan temel vitamin ve minerallerin gıdalarda yetersiz bulunması.
Ürün ambalajlarında kullanılan bisfenol ve ftalat gibi zararlı kimyasalların vücuda nüfuz etmesi.
Araştırmacılar, çocukların erken dönemde doğal ve işlenmemiş taze ürünlerle beslenmesinin, ileriki yaşlardaki ruh sağlığı açısından hayati bir koruma kalkanı oluşturduğunu yineliyor.
Kaynak:https://www.yenicaggazetesi.com/
Takibe alınan 2 bin 77 çocuğun 3 yaşındayken sahip olduğu beslenme alışkanlıkları, endişe verici bir tablo çiziyor. İncelemelere göre, çocukların günlük kalori ihtiyaçlarının ortalama yüzde 45,5'i ultra işlenmiş ürünlerden sağlanıyor. En az işlem görmüş doğal gıdaların oranı ise ancak yüzde 37,9 seviyesinde ölçüldü.
Bilim insanları, bu dengesizliğin çocuk gelişimi adına ciddi bir halk sağlığı tehdidi olduğuna dikkat çekiyor. Araştırma ekibi, 3 yaş grubundaki çocukların diyet programlarını inceledikten iki yıl sonra, Çocuk Davranış Kontrol Listesi (CBCL) yöntemiyle gelişim basamaklarını analiz etti. Ultra işlenmiş ürünlerden sağlanan enerjideki her yüzde 10 oranındaki artışın beraberinde getirdiği problemler şu şekilde listelendi:
İçsel Sorunlar: Korku, yoğun kaygı ve içine kapanma hallerinde belirgin artış.
Dışa Dönük Tepkiler: Hiperaktivite ve saldırganlık gibi kontrolsüz eylemlerin çoğalması.
Genel Etkiler: Sosyal uyumda zorlanma ve genel davranış problemlerinde yükseliş.
Bu negatif tablonun; ailenin gelir seviyesi, anne eğitim düzeyi, emzirme süresi, çocuğun kilosu veya hareketliliği gibi dış etkenler hesaba katılarak filtrelendiğinde bile varlığını sürdürdüğü ifade edildi.
Çalışmanın umut verici kısmı ise beslenme alışkanlıklarındaki ufak dokunuşların yarattığı fark oldu. Uzmanların oluşturduğu "yer değiştirme modeli"ne göre; çocukların aldığı kalorinin sadece yüzde 10'luk bölümü ultra işlenmiş gıdalar yerine doğal gıdalara kaydırıldığında içe kapanma, saldırganlık ve kaygı gibi problemler azalıyor, genel psikososyal gelişim pozitif yönde destekleniyor.
Analizler sonucunda, özellikle şeker ilaveli suni içecekler, endüstriyel kahvaltılık tahıllar, paketli ekmekler ve hazır yemeklerin çocuklardaki ruhsal dalgalanmalarla doğrudan bağlantılı olduğu saptandı. Bilim insanlarına göre bu gıdaların zararı sadece yoğun tuz, şeker ve doymuş yağ barındırmalarından kaynaklanmıyor. Arka planda işleyen diğer tahrip edici unsurlar şunlar:
Bağırsak florasındaki (mikrobiyota) yapısal bozulmalar.
Vücutta süregelen düşük dereceli kronik iltihaplanmalar (inflamasyon).
Zihinsel gelişimi sağlayan temel vitamin ve minerallerin gıdalarda yetersiz bulunması.
Ürün ambalajlarında kullanılan bisfenol ve ftalat gibi zararlı kimyasalların vücuda nüfuz etmesi.
Araştırmacılar, çocukların erken dönemde doğal ve işlenmemiş taze ürünlerle beslenmesinin, ileriki yaşlardaki ruh sağlığı açısından hayati bir koruma kalkanı oluşturduğunu yineliyor.
Kaynak:https://www.yenicaggazetesi.com/